EĞİTİM TURİZMİ

  • Home -
  • EĞİTİM TURİZMİ

EĞİTİM TURİZMİ

Turizm etkinlikleri gerek katılanların sayısı gerek de yaratmış olduğu ekonomik, sosyo-kültürel politik ve çevresel etkiler bakımından oldukça önemli bir olgu haline gelmiştir (Aydoğdu 2011). Nitekim Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü [UNWTO] raporuna göre 2014 yılı sonunda uluslararası turizm etkinliklerine katılanların sayısı 1 Milyar 135 milyon kişiye, turizmden elde edilen doğrudan kazançlar ise 1 trilyon 245 milyar dolara ulaşmış bulunmaktadır (UNWTO Annual Report 2015, p. 11). 
Turizmin dış ödemeler dengesine olumlu etkileri, birçok bireye iş olanağı yaratması, bölgesel gelişmişlik farklarının giderilmesinde oynadığı olumlu rol ve düşük fırsat maliyetine karşı yaratmış olduğu yüksek katma değer nedeniyle özellikle gelişmemiş ve gelişmekte ülkeler için bir çıkış yolu olarak görülmektedir. Turizm etkinliklerinin sağlamış olduğu bu değerler nedeni ile Türkiye için de önemli bir gündem haline gelmiş özellikle 1983 sonrasında Türkiye kabul ettiği turist sayısı bakımından adeta bir devrime tanıklık etmiştir. Zira Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan günümüze kadar olan 96 yıllık süreçte kalkınma ve gelişimini birçok nedenden dolayı istenilen düzeye getirememiştir. Ülkemizin gelişememişlik nedenlerinin başında olan politik istikrarsızlıkların yanı sıra ekonomik açıdan da ihtiyaç duyulan sermaye birikiminin yeterli olmaması oldukça önemli bir yere sahiptir ancak nedeni ne olursa olsun Türkiye 2015 yılına geldiğinde bile orta gelir kuşağından kendini kurtaramamıştır. Fakat özellikle son 15 yıllık süreçte kabul edilen turist sayıları ve elde edilen gelirler açısından çok önemli bir ekonomik etkinlik oluşturulmuştur.
Turizmin çekici bir doğal çevrede başlayıp hızla mekân tüketen bir nitelik taşıması son yıllarda özellikle 3 S (sun, sea and sand) turizminin yerine sürdürülebilirlik ilkesinin başat olduğu birçok seçeneğin tartışıldığı bir dönemin başlamasına yol açmıştır. Tartışmaların başında 12 aya yayılan ve başta çevresel sürdürülebilirlik niteliği öne çıkan seçenekler yer almaktadır. Bu seçeneklerin çoğu yeşil turizm, yumuşak turizm, sorumlu turizm, eko turizm gibi adlarla tanımlanmaktadırlar. Ancak çeşidi ne olursa olsun sayılan tüm turizm çeşitleri bir ölçüde doğaya zarar vermeye devam etmektedir.
Diğer yandan, bireylerin eğitim amaçlı deniz aşırı seyahatlerinden kaynaklanan turizm etkinliklerinin oluşturduğu potansiyel Türkiye’de göz ardı edilmiş ve hemen hemen hiç bir alternatif maliyet yaratmayan çok önemli bir turizm çeşidi yok sayılmıştır. Nitekim konu ile ilgili hemen hemen hiçbir bilimsel araştırmaya rastlanılmamış, birkaç gazete köşe yazarının öznel görüşleri dışında önemli bir kaynak bulunamamıştır. Bununla birlikte kar amaçlı kurulduğu düşünülen Eğitim Turizmi Derneği web sitesi Türkiye’de eğitim gören yabancı uyruklu öğrencilerle ilgili raporları bilim dünyasının hizmetine sunmakta olduğu görülmüştür. Dernek raporlarına göre Türkiye’de 2014-2015 eğitim öğretim yılı itibarıyla eğitim gören uluslararası öğrenci sayısı 72.178’dir. Bu öğrencilerden 49.635’i erkek, 22.543’ü ise kadındır. Dahası 72.178 öğrencinin 22.222’si 2014-2015 eğitim öğretim yılında kayıt yaptırmıştır  (Eğitim Turizm Derneği 2015).  
Buna karşın ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Almanya, Avusturya ve İsviçre gibi ülkeler eğitim turizminin ülkeye sağladığı katkının önemini fark etmiş ve geliştirmek için oldukça büyük adımlar atmışlar ve atmaya da devam etmektedirler (World News, 2014). Bununla birlikte Uluslararası Eğitim ile ilişkilendirilebilecek birçok rapor ve bilimsel araştırma yayımlamışlardır.
Bu yayımlardan bir tanesi Institution of International Education-Uluslararası Eğitim Enstitüsü [IIE]’nün kuruluş yılı olan 1919’dan günümüze düzenli olarak yayımladığı yıllık rapordur. 1954 yılından günümüze Open Doors Report adı altında yayımlanan rapor, ABD’de eğitim gören uluslararası öğrenci sayılarını ve elde edilen kazançları düzenli olarak yayımlamaktadır.
Open Doors (2014) 2014- 2015 eğitim öğretim yılı sonunda yalnızca ABD’nin uluslararası öğrencilerden elde ettiği gelirin 30,5 milyar dolara ulaştığını raporlamıştır (IIE 2015) . Aynı raporda 2014-2015 eğitim öğretim yılında ABD’de yükseköğrenim kurumlarında öğrenim gören uluslararası öğrenci sayısının 974.926’ya ulaştığı bildirilmektedir. Buna karşın ABD vatandaşı 304.467 kişinin 2013-2014 eğitim öğretim yılında Birleşik Devletler dışındaki ülkelerde eğitim aldıklarını da ifade etmek gerekir. (IIE 2015).
İngiltere’de de benzer bir durumun olduğu görülebilir. Avrupa Birliği [AB] dışı ülkelerden adaya gelen uluslararası öğrenci sayıları ve elde edilen gelirlerle ilgili birçok yayıma rastlamak mümkündür. Bu yayımlardan bir tanesi “Universities in UK” adlı rapordur. Rapora göre 2012-2013 eğitim öğretim yılında İngiltere’de öğrenim gören AB dışı uluslararası öğrenci sayısı 299.970, AB üyesi ülkelerden gelenler ise 125.290 kişidir. Uluslararası öğrencilerin İngiltere ekonomisine olan yıllık katkısının ise 7 milyar pound minvalinde olduğu bildirilmektedir. (Universities in UK 2014).
Ülkemizde ise uluslararası öğrenci hareketliliğinin oluşturmuş olduğu ekonomik büyüklüklerle ilgili güvenilir araştırma raporları henüz üretilmemektedir. Bununla birlikte 2013-2014 eğitim öğretim yılında Türkiye’de 72.178 uluslararası öğrencinin eğitim aldığı bilinmektedir. 
Türkiye’de eğitim gören uluslararası öğrenci sayısının mevcut olan 200 üniversiteye göre oldukça düşük olduğu ifade edilebilir. Türkiye’de sunulan yükseköğrenim olanaklarına yönelik talebin istenilen düzeyin altında olmasının birçok nedeni olabilir. Ancak bu nedenlerin saptanmasına dair yapılmış bilimsel bir çalışmaya henüz rastlanılmamıştır. Ancak ABD’deki üniversitelerin tercih nedenlerinin bu konuda bir fikir verebileceğine inanılmaktadır.
Tan (2015)’ın yapmış olduğu “College Choice Behaviors of International Students” adlı çalışmanın Türkiye’de sunulan yükseköğrenim olanaklarına, bir başka ifade ile “Eğitim Turizm”ine olan ilgisizliği anlamaya yardımcı olacağı düşünülmektedir.
Tan, Freeman, 1997; Hurtado, Inkelas, Briggs, & Rhee, 1997’ dayandırdığı saptamasında farklı etnik, sosyal, ekonomik ve kültürel geçmişlere sahip öğrencilerin üniversite seçimlerinde farklılık gösterdiği belirtilmektedir.(Tan 2015, p. 2). Bununla birlikte üniversitenin sahip olduğu coğrafi konum, kuruluş yeri, büyüklüğü, güvenlik, finansal destekler, eğitim kalitesi, (iyileştirilmiş) araştırma olanakları  ve erişim kolaylığı gibi etmenlerinde sınıflandırma açısından oldukça önemli olduğu kabul edilir.
Diğer taraftan yurt dışında eğitim kararlarında ailelerin önemli bir rol oynadığı da ifade edilmektedir. Zira ailelerin, çocuklarını gönderecekleri okulun bulunduğu coğrafi konumda bir tanıdığın olması halinde kendilerini daha rahat hissettikleri vurgulanmaktadır. Bunun yanı sıra öğrenci gönderen ülkenin ekonomik koşulları ve kaliteli yükseköğrenim kurumu bulunmaması, arkadaşların etkileri, politik istikrarsızlıkların yanı sıra, gidilecek olan ülkedeki yaşam kalitesi ve İngilizce konuşulan bir ülke olması ülke seçiminde önemli bir rol oynamaktadır (Tan 2015).
Anlatılanlar ışığında Türkiye’ye yönelik eğitim turizminin önündeki engellerin başında verilen eğitimin kalitesinin geldiğini söylemenin çok iddialı bir ifade olmayacağı kanısındayız. Nitekim Dünya Üniversiteler Sıralaması 2014-2015” -World University Rankings 2014-2015- [URAP]’a göre Türkiye’den yalnızca 10 üniversite ilk 500 arasında yer alabilmiştir (URAP 2015). 
Diğer yandan Türkiye’deki üniversitelerin yabancılara yüksek fiyat uyguladığı yönünde iddialar vardır. Bu durumun Türkiye’de hizmet veren üniversitelere yönelik talebi olumsuz etkilediği ifade edilebilir. 
Türk üniversitelerine yönelik talebin az olmasının bir diğer nedeninin yabancı dil eğitimindeki sorunlar olduğu ifade edilebilir. Nitekim ülkemizde çok az devlet üniversitesinde yabancı dilde eğitim ve öğretim yeterli düzeyde yapılabilmektedir. Diğer yandan bu konuda daha iyi durumda olan özel (vakıf) üniversitelerinin bir nebze de olsa avantajlı olduğu söylenebilir. 
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet [KKTC] yabancı dil eğitimi bakımından öne çıkan bir örnektir. Nitekim özellikle KKTC’de etkinlik gösteren üniversitelerin yabancı dil açısından büyük bir farklılık yarattığı ve yılda yaklaşık 1 milyar dolarlık bir eğitim turizmi büyüklüğüne eriştiği ifade edilebilir. Bu değer ada GSMH’nın %25’ini oluşturmaktadır (Karahasn 2015). Bununla birlikte KKTC’deki durumun yalnızca yabancı dil yeterliliği ile açıklanması mümkün değildir. Zira adada etkinlik gösteren üniversitelerin birçoğu ABD ve/ya başka bir ülkede kurulu saygın bir üniversitenin diplomasını da çift diploma uygulaması çerçevesinde verebilmektedir.
Diğer yandan özel üniversitelerin Vakıf üniversitelerine göre daha fazla öğrenci kabul ettiği bilinmektedir. Ancak bu üstünlüğün sayısal bir üstünlük olduğu, oran açısından bakıldığında ise çok büyük bir farklılaşmanın olmadığı ifade edilebilir.

 

Study in Turkey whatsapp